Müslüman kadının giyim şekli nasıl olmalıdır?
Bu meseleye esas teşkil eden hadis-i şeriflerin meali şöyledir: Hz. Aişe'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma bir gün Peygamberimizin huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (a.s.m.) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu:
"Ya Esma, bir kadın buluğ çağına erince (yüzünü ve ellerini göstererek) bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz." (1)
Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a.) tarafından bir rivayette Peygamberimiz, giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların
cehennemlik olduklarını, cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler. (2) Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder: "Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Aişe'nin huzuruna girdi. Hz. Aişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı. (3)
Hz. Ömer (r.a.) ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü'minlere ikazda
bulunmuştur. (4)
İmam Serahsi bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, "Giyindiği
halde açık" olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der: "Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı
erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helal olmaz. (5) Elbisenin şeffaf olmasındaki ölçü, tenin rengini belli etmesidir. Dışarıdan bakıldığı
zaman elbisenin altından insanın teni görünüyorsa, elbise ince de olsa, kalın da olsa böyle bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz.
(1) Ebû Davud, Libas:31.
(2) Müslim, Libas:125.
(3) Muvatta', Libas:4
(4) Beyhakt. Sünen, 2:235
(5)el-Mebsût, 10:155.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sitedeki fotoğrafların çoğu Tekbir Mağazalarından derlenmiştir
ve sadece gösteri amaçlı olarak sergilenmektedirler.
Alışverişlerinizi bu mağazadan yapabilirsiniz. |
İslami Giyim
İslâm ne mükemmel, ne güzel din! İslâm'ın emrettiği ibadetler ne kadar hikmetli, ne kadar kıymetli! Bizi müslüman olma şerefine erdiren Allah'a sonsuz şükürler, hamd-ü senalar olsun!
Şu hacc ibadetine bakın! Dünyanın her yerindeki sıhhatli, varlıklı müslümanlar senede bir Mekk'de, Arafat'ta toplanıyor, hem muazzam miktarda sevap kazanıyor, hem de sayısız maddî ve manevî fayda ve menfaatlere mazhar oluyor. Bu fırsattı iyi değerlendirebilseler, tanışsalar, birleşseler onları kim alt edebilir, bileklerini kim bükebilir! Birbirlerinden, "daha iyi", "daha mütekâmil", "daha faydalı" şeyleri görüp, öğrenip, alsalar ne kadar çabuk terakkî eder, yükselir ve gelişirler!
Benim bu sefer hacda kadın ve erkek kılık ve kıyafetleri dikkatimi çekti, onlar üzerinde müşahade ve düşüncelerimi söylemek istiyorum:
Burası âdeta bir serbest kıyafet panayır ve sergisi: Renk renk, biçim biçim çok değişik giysiler!
Önce kadın kıyafetlerinden bahsedeyim:
Kur'an-ı Kerim'de: "Kendi zevcelerine, kızlarına ve müslümanların kadınlarına söyle ey Habîbim! Üzerlerine "cilbâb" larını, örtülerini alsınlar!" (Azhab 59) ve ""... Ziynetlerini yakalarının üzerine kadar örtsünler" (Nur 31) diye emr edilmiş olduğu için, müslüman kadınların iyice örtünmeleri şart; küpe, gerdanlık, bilezik, halhal gibi tabiî güzelliklerini na-mahremlerin nazarlarından korumaları lâzım!
Bu emirlerin çeşitli şekillerde anlaşılıp uygulanmasını hacc esnasında müşahhas olarak görebiliyorsunuz.
İnsanlar tâ baştan topuğa kadar inen yekpare bol bir örtü bürünüyorlar, kolu, yeni, yakası yok; çene altlarından bir elleri ile tutyor, ya da ellerini kullanacaklarsa ağızlarıyla kumaşı ısırıp öyle duruyorlar. O bakımdan kullanışlı değil! Fakat "çâdır" adını verdikleri bu örtünün altında da boyunları saçları sıkı sıkı kapalı, ayakları koyu renk çorapları uzun donlu, tesettürleri i'tinalı!
Siyah örtülü, peçeli, hattâ peçe altında maske gibi göz oyuğu ve burunu olan sert bir şey bulunduran, Suut, Yemen, Umman, Hadramutev'in Arap hanımları da çok iyi kapalı!
Beyaz, işlemeli, omuzlarından bellerine kadar sarkan, sıkma başlı örtüleri, beyaz eldiven ve çoraplarıyla Malezya'lı hanımlar da güzel örtünüyorlar, sessiz, sâkin ve kibar tavırlarıyla dikkat çekiyorlar.
Pakistan ve Hindistan hanımları başlarına şeffaf bir örtü doluyor, ayaklarına darn şalvar gibi bir don giyiyor; entarileri vücut hatlarını örtmediği, çok kere şeffaf kumaştan olup altını gösterdiği, saçlarını göstermeme konusunda hiç dikkatli olmadıkları için pek puan alamıyorlar.
Mısırlı hanımlar genellikle beyaz giyiniyor, başları hazır başlık şeklindeki başörtülenle iyi örtülü; ama giyimleri vücut hatlarını tam saklamadığı için pek hoş değil, bazan yabancı erkeklerle tokalaştıkları, hattâ yanak yanağa sarıldıkları hayretle görülebiliyor; demek ki bu konularda bir hayli dejenerasyona uğramışlar.
Bizim Türk hacı hanımları tabi saçlarını iyi örtüyorlar, ama genellikle entarileri dar, üzerlerinde manto veya üst örtüleri yok, göğüs ve kalçalarını iyi koruyamıyor belli ediyorlar; hele bellerine kemer veya kordon bağlama âdetleri gerçek tesettüre çok aykırı durumlar meydana getiriyor. Ama modern, İslâma uygun bol kıyafetleri, omuzdan dökümlü geniş manto veya hanmanileri, şalvar veya uzun baş örtüleri olanları çok güzel ve rahat!
Afrika hacıları tabii çok çeşitli giyinmişler; bol kıyafetleri rahat, fakat bazılarının yanları çok geniş şekilde açık, saç, baş ve boyunları, göğüs, kol, ve koltuk altlarını iyi koruyamıyorlar.
Erkeklere gelince:
Buraya gelip etraftan görerek bazıları uzun entari giyiyor, kumaş ince geldiğinden alt ve iç çamaşırları dıştan belli oluyor ki hiç iyi bir durum değil! Bir de beyaz başörtü örtünce arkadan bakıldığında kadın mı, erkek mi fark edemiyeceğimiz bize göre acaip bir görünüm hasıl oluyor.
Pekçok Pakistanlı, Afganlı kardeşler geniş şalvar üzerine dize kadar uzanan bol entari giydikleri için çok rahat, harekete çok elverişli bir giyime sahipler.
Kadınların'ın aksine İranlı erkek hacılar ve bizim Türkler, ayrıca bütünüyle Malezya, Endonezya, Afrika hacıları, dar, kumaş pantolonları ile çok rahatsız bir giyim kullanıyorlar üstlerindeki ceket ve pantolonla sıcakta terden sırılsıklam ıslanıp çok sıkıntı çekiyorlar. Bu dar pantolon tesettüre de aykırı olduğu; altındaki uzuvları, bacak ve butları çok belli ettiği için mutlaka terk edilmeli, müslüman erkekler her yerde daima bol pantolon ve uzun üstlük kullanmalı!
Biz Kadın ve Aile Dergimiz ile yıllar boyu kadın, erkek ve çocuk kıyafetleri konusunda birçok yayınlar yaptık; modeller verdik. Elhamdülillah İslâmî bir kıyafet şuuru Türkiye'miz hanımları ve beyleri arasında yavaş yavaş yayılıp yerleşiyor.
Bu yayılmayı hızlandırmaya daha çok çalışmalıyız. Kıyafetlerimiz hem çok rahat; namaza, hacca, yürümeye, çevik hareket etmeye, sıhhate elverişli olmalı; hem sıcaktan, soğuktan iyi korumalı; hem altını belli etmemeli ve göstermemeli; hem takvâya, saygıya, heybete, vakâra, zevke, sevimliliğe, güzelliğe uygun gelmeli; hem de terziye, modacıya, berbere, zinetçiye çok para kazandıracak şekilde müsrifane olmamalı, ucuz ve ehven düşmeli...
Müslümanlar her işini, dinine, inancına uygun istikamette düşünür, halleder; kimseyi körü körüne, şuursuzca taklid etmez; boş ve bâtıl, kusurlu ve yanlış alışkanlık, töre ve âdetlere takılıp kalmaz, daima: "İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî" ana prensibine uygun hareket eder. Tabii giyim, kuşam, örtü ve elbise konusunda da!...
Kadın ve Aile, Haziran 199 ( Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Rh.A)